Nuri KOLAYLI – GELECEĞE UMUTLA YÜRÜYORUZ

DSC_7876Bilindiği gibi; basın özgürlüğü ve basın özgürlüğünü de kapsayan ifade özgürlüğü, demokratik yaşamın olmazsa olmazıdır.

Çağdaş demokratik toplumlarda halkın haber alma hakkı basın ve ifade özgürlüğüyle mümkündür. Bu hak günümüzde sosyal medyayı da kapsayacak bir biçimde genişlemiştir.

Ancak, basınımızın bugünkü yapısını da içtenlikle ortaya koymak zorundayız. Gazete, televizyon, dergi, radyo, haber ajansı, internet-elektronik yayıncılığı kapsayan sektörümüzde, basın meslek ve etik ilkelerine uymayan kişiler boy göstermektedir. İsteyen herkes, eğitimine, bilgi birikimine bakılmaksızın habercilik yapabilmektedir.

Günümüz Türkiye’sinde basın sektöründe yaşanan sorunların en büyük nedeni de bu kuralsızlıktır. Sadece okuma yazma bilmeniz, gazetecilik yapmanız için yeterlidir. Gerçek gazetecilik eğitim ve bilgi gerektirmesine karşın, gazetecilik, isteyen herkesin kuralsızca yapabileceği bir iş durumundadır.

Oysa Türkiye’de, pek çok ülkede olduğu gibi, mesleklerle ilgili yasal düzenlemeler vardır. Herkes avukatlık ya da doktorluk yapamaz. Eczacılık, mühendislik, mimarlık, öğretmenlik, muhasebecilik eğitim gerektiren mesleklerdir. Bu eğitimi veren fakültelerin diplomasına sahip olmak ve çeşitli yükümlülükleri yerine getirmek gerekir.

Basınımızın bugünkü içler acısı bu durumu, Türkiye’nin dört bir yanındaki gerçek gazetecileri rahatsız etti, halen de ediyor.

Mesleğimizin onurunu korumak ve hak ettiği saygın konuma ulaşmasını sağlamak için yaklaşık 20 bin basın mensubu güç birliği yaparak, Gazeteciler Konfederasyonu çatısı altında bir araya geldi.
Birinci Genel Kurulunu Mayıs 2014’te Ankara’da yaptığımız Gazeteciler Konfederasyonu, Türkiye genelinde örgütlü 8 federasyon ile bu federasyonlara üye ve Konfederasyon’a yetki verem 80 basın meslek kuruluşunun gücünü tek çatı altında topladı.

Gazeteciler Konfederasyonu çatısı altında güç birliği yaparak gerçekleştirmeyi hedeflediğimiz çalışmalarımızı şöyle özetleyebiliriz;

Bilindiği gibi 5311 Sayılı Basın Birliği Yasası, 28 Haziran 1938 günü yayınlanarak yürürlüğe girmişti. Türk basınına “oda” düzenini getirmek üzere çıkarılan Basın Birliği Yasası, sadece 8 yıl yürürlükte kaldı. Gerek şube kongrelerinin zamanında yapılamaması, gerekse pek çok bölgede gazete sahiplerinin toplantılara katılıp, kurulan komisyonlarda görev almaması; gazete sahiplerinin sabote etmesi nedeniyle sadece Anadolu Ajansı’nda uygulanabildi. Sonra politik çekişmeler ortaya çıktı ve mesleği yerine getirmek için Birliğe zorunlu üye olmayı gerektiren yasa 18 Haziran 1946’da yürürlükten kaldırıldı.

Öncelikli hedefimiz, 1953 yılında kabul edilen Türk Tabipleri Birliği Yasası veya 1969 yılında yürürlüğe giren Avukatlık Kanunu gibi gazetecilik mesleğini ve bu mesleği kimlerin yapabileceğini düzenleyen “Basın Birliği Yasası”nın, teknolojik gelişmeler de göz önüne alınarak günümüz koşullarına uygun olarak yeniden çıkarılmasıdır.

Bunun yapılabilmesi ancak gazetecilerin örgütleri aracılığıyla tartışmalarına ve karşılaşılabilecek sorunların çözümü için ortak görüş oluşturmalarına bağlıdır. Bu kapsamda siyasetçiler, bürokratlar, hukukçular ve Gazeteciler Konfederasyonu’nun temsilcilerinin katılımıyla çalışma grupları oluşturularak kanun teklifi hazırlanmasını ve Basın Birliği Yasası’nın ülkemize kazandırılmasını hedefliyoruz.

Basın Birliği Yasası kapsamında yapılacak yasal düzenlemelerle, meslek odalarımızın basın ve yayının her aşamasında etkili olması bir diğer önceliğimiz olacaktır. Örneğin Basın Kartları Komisyonu, Basın İlan Kurumu Yönetim ve Genel Kurul üyelikleri, Reklam Kurulu ve Radyo Televizyon Üst kurulu üyelikleri gibi sektörümüzle doğrudan ilgili kuruluşlarda aramızdan temsilcilerin etkin görev almasını sağlamak istiyoruz.

Öte yandan, gazetecilik mesleğinin özellikleri, çalışma koşullarının zorlukları, toplumsal işlevi, kamuoyu oluşturma gibi önemli bir hizmet görmesi ve bunu doğru ve kamuoyu yararına yapacak imkân ve güce sahip olabilmesi, kendine özgü özel bir yasal düzenlemeye ihtiyaç gösterdiğinden ”5953 sayılı kanun” çıkarılmıştır.

5953 Sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun kısa adı ile Basın İş Kanunu olarak da bilinir. Basın işkolunda “gazeteci” olarak çalışan kişiler ve işverenleri arasındaki ilişkiler ve çalışma koşulları Basın İş Kanunu ile düzenlenmiştir.

5953 Sayılı Basın İş Kanunu, Türkiye’de yayımlanan gazete ve süreli yayınlar ile haber ve fotoğraf ajanslarında fikir ve sanat işlerinde çalışan, 4857 Sayılı Kanun’daki işçi tarifinin dışında kalan meslektaşlarımıza ve bu meslektaşlarımızın işverenlerine uygulanmaktadır.

Yaklaşık 60 yıl önce, 20 Haziran 1952’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5953 sayılı kanunda, 1961 yılında kapsamlı bir değişikliğe gidilerek meslektaşlarımıza önemli kazanımlar sağlanmıştır.

Yıpranma hakkından yıllık izinlere, tazminat hakkından fazla mesaiye kadar geniş bir yelpazedeki bu kazanımlar, aradan geçen süre içerinden bir bir değiştirilmiş ve birçoğu geri alınmıştır.

Bu yasanın günümüz koşullarına uygun olarak yeniden düzenlenmesi sadece biz gazetecilerin değil, toplumumuzun bir ihtiyacı haline gelmiştir. Konfederasyonumuzun bir diğer önceliği “5953 Sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun”un yeniden ele alınarak, elektronik medyayı da kapsayacak şekilde düzenlenmesi olacaktır.

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ

Sektörümüzde yaşadığımız en önemli sorunumuz ise, Türk Ceza Kanunu’nda ve Terörle Mücadele Yasası’nda yer alan basın özgürlüğünün kısıtlayıcı maddelerdir.

İfade ve basın özgürlüğü demokrasinin olmazsa olmazıdır ve Türkiye’de demokratik yaşamın temel sorunu ne yazık ki basın ve ifade özgürlüğüdür. Halkın haber alma hürriyetinin işlerliği için, basın ve ifade özgürlüğü temel gerekliliktir.

Özellikle son on yılda Avrupa Birliği uyum süreciyle başlayan yargı reformu kapsamında, hukuk ve ceza alanındaki temel kanunlarda değişiklikler yapılsa da, ifade ve basın özgürlüğü alanını kapsayan değişiklikler dilediğimiz düzeyde olmamıştır.

Demokratikleşme ve temel hak ve özgürlüklerin gelişmesi bakımından bu güne kadar yapılan tüm bu düzenleme ve iyileştirmelere rağmen ifade ve basın özgürlüğü konusunda hala mevzuattan ve uygulamadan kaynaklanan sorunlar yaşanmaktadır.

Mevzuattan kaynaklanan sorunlar yapılan düzenlemelerle zaman içerisinde kolaylıkla giderilebilir. Fakat ifade ve basın özgürlüğü sorunu başta yönetim, yargı ve toplum zihniyeti olmak üzere çok boyutlu bir yaklaşım ve değişimle çözümlenebilir.

Gazeteciler Konfederasyonu olarak, Türkiye’de insanımıza herhangi bir baskı ve müdahaleye maruz kalmadan, kendini meşru bir şekilde ifade edebilme hakkının evrensel ölçülerde tanınması ve sorunsuz bir şekilde uygulanması, toplumsal barış, hoşgörü, uzlaşı, ifade ve basın özgürlüğünün sorun olmaktan çıkması için yoğun çaba harcayacağız.

Bu hedefimize ilerlerken bu sütunlarda sizlerde birlikte olacak ve sektörümüzün geleceği için atacağımız adımları kamuoyu ile paylaşacağız.

Hep birlikte geleceğe umutla yürüyeceğimize olan inancımla sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Nuri Kolaylı

Gazeteciler Konfederasyonu

Genel Başkanı

————————–